Damarlarımda akıyorsun,
tutamıyorum.
Beynimde dolaşıyorsun,
dokunamıyorum.
Ömrümün gül bahçesi sandığım o günleri,
Esiri olduğum yeşil gözlerini,
Arkana bakmadan gidişini,
ne yapsam unutamıyorum.
Vay be demeyecektim hatırlıyor musun?
Tutuşan yüreğin coşkusuyla,
firuzelere takılıp kalan aklımla,
Yetişilmeyecek yerlere uzanmakta arzularım.
Oysa hep yanlış tarafında durmuşum hayatım.
Pişman olmayacaktım hiçbir zaman,
Başka yol bilmezdi yönelişlerim.
Vay be demeyecektim hatırlıyor musun?
Umutlara kurşun işlemezlerdi.
Nasıl davurdun can evimden?
Bulutların üzerinde kalacaktım yaşadıkça.
Yere basmayacaktı ayaklarım,
yıktın bütün hülyalarımı.
Kayda değer nem varsa,
hayallerimi boşa,
yollarımı başa çevirdin.
Yaşamak adına olan bağlarımı,
hoyratça kopardın.
Tuşa getirdin pembelikleri,
bütün düşlerimi çaldın.
Unutturdun sen de beni.
Kendimi bulmak için beden çukurumda,
sonsuzlukları dolaştım.
İdrak-ı mealiki bu küçük akla gerekmez.
Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez.
Sözlerinde uyanıp,
gel yine gel.
Bin defa tövbe bozmuşsan,
bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değil.
Günahkarsan, putperestsen yine gel.
Seslenişiyle Mevla'nın,
utançlarımı unutup yüreklendin.
Bana seni gerek seni diyen,
Yunus'un ikliminde soluklandım.
Kays'ın çöllerde bulduğu,
Leyla'da karar kıldım.
Görelim Mevla neyler,
neylerse güzel eyler diyen,
Mısraların dinginliğinde,
yolların hepsini de ona çıkardım, hepsini de.
Ve sesleniyorum şimdi sana,
yalnız bırakma beni bu yolda,
gel yine gel,
yine gel.
Đang Cập Nhật
Đang Cập Nhật
Đang Cập Nhật