Karanlıktı,
pusluydu,
yüreğim üşüyordu.
Ben ayrılığın yüzünü gördüm.
Çirkindi,
çakal suratlıydı.
Kaçsam kurtulurdum,
kaçmadı.
Bir atı olmalı yaşadıklarımın,
Çarılçıplak gecelerimin.
Kağıttan gemiler yaptım,
içinde yalnızlığım.
Karanlık ve yalnızlığım.
Sensizlik ve çaresizlik.
Ölüm bu olsa gerek.
Korkuyorum.
Nefesimi tutmuş,
fark edilmeden kirpiklerinin gölgesine sinmiş.
Ve
öylece bekliyorum.
Akacak,
bir damla yaş ile boğulacak çaresizliğim.
Ne
anlamım kaldı, ne tadım, ne tuzum,
ne baharım kaldı.
Ne de kuş konacak bir dalım.
Kan damladı sevgi bağıma.
Çığ düştü yüreğim.
Atamadım bir adım.
Kaçsam kurtulurdum,
kaçmadım.
Hangi isyan kuşatır duvarlarımı?
Hangi yürek dayanır çöl yalnızlığıma?
Hangi ağıt yaşartır gözümü?
Dağlar yarışır, çekmek için hüznümü.
Ay şaşırır,
kaybetmişim yüzümü.
Melekler yaktı bu ateşi.
Azrail bile girse içime söndüremez.
Kaçsam kurtulurdum,
kaçmadım.
Yüreğimi yağmurlarda yıkadım.
Gökkuşağı bastım.
Güneşi tuttum, kuruttum.
Tırnağımla kazdım geceleri.
Bir kibrit yakımı yaktım sevdamı.
Gönlüm yedi kat dibine gömdüm yalnızlığımı.
Kaçsam kurtulurdum, kaçmadım.
Seninle zaman bir sigara içmeydi.
Ağız dolusu kahkaha, yanık bir türkü.
Tekrar tekrar okuduğum bir şiirdi.
Karanlık ve yalnızlık.
Sensizlik ve çaresizlik.
Ölüm bu.
Pimi çekildi hasretimin.
Patladı ha patlayacak.
Sıkı tut gözyaşlarını, sakın akmasın.
Denize at, rüzgarlara aç yüreğini.
Ellerimle son kez sana dokunacağım.
Karabasanlı gece, ayrılığa gebeydi.
Sancılıydı, ihaneti doğururken.
İğrençti.
Ben ayrılan yüzünü gördüm.
Çirkindi, çakal suratlıydı.
Kaçsam kurtulurdum, kaçmadım.
Tükendi sevdam.
Tükendi sevdam.
Tükendi sevdam.
Tükendi sevdam.
Tükendi sevdam.
Tükendi sevdam.
Yana dur hasretimle,
kavrul küle dön.
Sana ateşler yetmez,
savrul yere dön.
Acılar benim olsun,
kuruyan güle dön.
Sızlamaz için bir an.
Tükendi sevdam,
tükenir sevdam,
tükendi sevdam,
tükendi llăm.
Tükendi sevdam,
tükendi sevdam,
tükendi leşem.