Nhạc sĩ: Ali Doğan | Lời: Ali Doğan
Lời đăng bởi: 86_15635588878_1671185229650
Güzel Anadolumuzun üzerinde yaşayan insanların
Bugün olduğu gibi geçmişte de birçok sorunları vardı.
İşte Aşık Hüseyin de bunlardan biridir.
Kendisi Sivaslıdır.
Onun dert ortağı
Karısıyla kızı Elif
Bir de odasının kireç duvarında asılı duran bağlamasıdır.
Aşık Hüseyin daha genç yaşta
Pir Sultan Aptal
Şah Hatayi
Yunus Emre gibi
Geçmiş ozanların şiirlerini
Biricik kızı Elif'le beraber
Çalar söylerler.
Birinci dünya savaşı sonrası olacak ki seferberlik ilan edilir.
Aşık Hüseyin askere gider.
Aradan yıllar geçmesine rağmen
Ne geri döner
Ne de herhangi bir haber gelir.
Karısıyla kızı
Ondan ümidini keserler.
Onu şehit oldu bilirler.
Zavallı karısının
Önceki hastalığına
Bir de bu eklenince
Kahrından ölür gider.
Günler günleri kovalar Elif büyür gelinlik çağına gelir.
O da
artık babasından kalma kitaplarla şiirlerle kendini
yetiştirmiş bir halk ozanı olmuştur.
Bir süre sonra uzak
köylerin birinden gelen eli sazlı bir ozanla tanışırlar.
Bu
tanışma sonunda da evlenirler.
Baba vatanına Allah ısmarladık
diyerek çekip giderler.
Nereye gittiklerini de köylülerine bile
söylemezler.
Aradan yıllar geçer Aşık Hüseyin düşmanın esir
kampından bir kolayını bularak kaçar.
Çıkar köyüne gelir.
Gelir ama evi yıkılmış,
karısı ölmüş, kızı da bilinmeyen bir
yere gelin gitmiştir.
Karşılaştığı bu durum onu
daha da hüzünlendirir.
Karısının mezarına bir demet
çiçek atar, alır sazına düşer yollara.
O köy senin,
bu şehir
benimdir.
Kızını arar da arar.
Sorup soruştururken uzak
köylerin birinde şair bir karı kocanın olduğunu öğrenir.
Doğru
o köye gider.
Evin yanına varır, çalar kapıyı.
Içeri girdiğinde
küçük yaşta bıraktığı kızı Elif'e hiç de benzemeyen bir
kadınla karşılaşır.
Konuşurlar, tanışırlar,
başlarından
geçenleri birbirlerine anlatırlar.
Elif bir türlü bu
aşığın babası olduğuna inanamaz.
Aşık da bu kadının kızı Elif
olduğuna inanamaz.
Aşık Hüseyin.
Kızım eğer sen benim kızım
isen sana eski öğrettiklerimden hatırında kalanlar vardır.
Ben
sorayım, sen de cevap ver der.
Alır sazı eline aşık Hüseyin
sorar, Elif bakalım ne cevap verir.
Sana söylüyorum sevgili kızım seher yerlerine sen söyle.
Muhammed Hulavuz mahşer yerinde
İslam sancağını çeker söyle.
Muhammed Hulavuz mahşer yerinde
İslam sancağını çeker söyle.
Bir gülüyle gülistanı seyrettim seher yerlerine sen Ali'dir.
Muhammed Hulavuz mahşer yerinde
İslam sancağını çeker Ali'dir.
Deveye binip de nereye gittiler hangi şehirde güreşi tuttular.
Onlar kimin feryadına gittiler neye
yetişip mervanı basan söyle.
Onlar kimin feryadına gittiler neye yetişip mervanı basan söyle.
Bindiler deveye şarkı gittiler burası şehirde güreş tuttular.
Bastılar mervanı basan Ali'dir.
O Cebrail kimin emreyle indi,
inince o kimin koluna kondu.
Zülfikar'la kimler güldüle bindi,
mervanın neslini duran söyle.
Zülfikar'la kimler güldüle bindi,
mervanın neslini duran söyle.
Zülfikar'la kimler güldüle bindi,
mervanın neslini duran Ali'dir.
Kim dokudu bin çiçek ve halıyı,
kim birikti bini yatan ölüyü.
Kırklar meclisine gelen dolu yumruk,
dolduranı birden içen söyle.
Kırklar meclisine gelen dolu yumruk,
dolduranı birden içen söyle.
Ozanlardan kim asıldı dirildi,
hangi kutsal yerden bir nida geldi.
Kimin emreyle dört kitabındır,
okuyanı bir de yazan söyle.
Kimin emreyle dört kitabındır,
okuyanı bir de yazan söyle.
Kimin emreyle dört kitabındır,
okuyanı bir de yazan söyle.
Görüldüğü ve izlendiği gibi bu deyişin sonunda
Aşık Hüseyin'le kızı Elif birbirlerini tanırlar.
Sarılarak Elif babasının ellerinden,
babası da kızının gözlerinden öper.
Oradaki köylülere hatıra kalması için bir deyiş daha söylerler.
Ondan sonra üçü beraber Şeker babasının köyüne giderler.
Dileriz ki tüm ayrılıklar böyle olsun.
Sen bir yanıl elma olsan,
dalımda bekimeye de gelsen.
Ben bir gümüş ömen olsam,
çeksem indirsem ne dersin?
Bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
haydar haydar haydar haydar.
Sen bir gümüş ömen olsan,
çekip indirmeye gelsen.
Ben bir güzel keklik olsam,
bir bir topla san ne dersin?
Sen
bir güzel keklik olsan,
bir bir toplamaya da gelsen.
Ben bir yavru şahin olsam,
kapsam kaldırsam ne dersin?
Bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
haydar haydar haydar haydar.
Sen bir sulu sevgen olsan,
kanadım kırmaya da gelsen.
Ben bir deli poyraz olsam,
tepsem dağıtsam ne dersin?
Bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
haydar haydar haydar haydar.
Sen bir deli poyraz olsan, tepik atmaya gelsen.
Ben bir ruh hasta olsam,
yoluma yatsam ne dersin?
Bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
bu deyi.
Sen bir ruh hasra olsan,
yoluma yatmaya da gelsen.
Ben de biraz rayeli olsam,
canını alsam ne dersin?
Bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
haydar haydar haydar haydar.
Sen de biraz rayeli olsan, canımı almaya gelsen.
Ben bir cennetlik kul olsam,
cennete girsem ne dersin?
Bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
bu deyi,
bu deyi.
Sen bir cennetlik kul olsan,
cennete girmeye de gelsen.
Bir sultan üç kadın olup,
beraber girsek ne dersin?
Haydar haydar haydar haydar,
hop hop hop hop hop hop hop hop hop.
Haydar haydar haydar haydar haydar haydır.